34=== Bir “SEYFİ HOCA” varmış.(2395 kelime aldım )

son 8 yıldır ÜDS’de çıkan en çok sözcükler ve sözcük grupları yer almaktadır.

Bu 2395 kelimeyi kimden aldığım sayfa sonunda yer alıyor…)))

ENGLISH TURKISH
abate azalmak
abide by itaat etmek
abolish yürürlükten kaldırmak
above all bilhassa, özellikle
abrupt ani, sert
abruptly aniden, birden bire
abruptly – hastily birdenbire
absolutely kesinlikle
absolutely – utterly tamamen, kesinlikle
absorbing sürükleyici (roman vb)
absorptive emici
abstract soyut
absurd gülünç, saçma ( ridiculous)
absurdly – ridiculously saçma bir şekilde
abundant bol, bereketli
abundantly – profusely bol bol
abusive bozuk
accelerate hızlandırmak
acceptable makul, Kabul edilebilir
accessible to erişilebilir, ulaşılabilir
accidental rastlantı olarak, kazaile
accidentally – onpurpose (ant.) kazara
accomplish başarmak
according to one tradition bir rivayete göre (according to accounts)
accordingly – correspondingly buna göre, bu bağlamda
account for izah etmek, açıklamak (explain) (2) sebep olmak
accountfor hesabını vermek, açıklamak
accurate yanlışsız , eksiksiz
accurately – precisely tam doğru bir şekilde
achieve başarmak
acquire kazanmak
act hareket etmek
act as -lık yapmak, etmek
act on (bir tavsiye/öğüt vb) — üzerine harekete geçmek, — e göre davranmak
act on behalf of nin lehinde
act up (1) abuk sabuk davranmak (2) adam akıllı çalışmamak
activate harekete geçirmek
activein/on da aktif olmak
actually – essentially gerçekte
acutely – slightly (ant.) ciddi şekilde
adamantly – obstinately inatçı bir şekilde
adapt uyarlamak
add eklemek
addicted tiryaki, bağımlı
addictive bağımlılık yapan
additional ilave
address hitap etmek
adequate yeterli (sayıda/miktarda)
adequately – sufficiently yeterince
adhesive yapıştırıcı, tutkal
adjust uydurmak, ayarlamak
administer yönetmek
admittedly – totellthetruth itiraf etmek gerekirse
admonish uyarmak
adopt evlat edinmek
advance ilerlemek
adventurous maceralı, sürükleyici
adventurously – daringly macera vari bir şekilde
adverse ters, zıt, kötü
advertise ilan etmek
advise öğüt vermek
advocate desteklemek
affectingly – dokunaklı bir şekilde
affectionate (1) şefkatli (2) sevecen (kedi vb)
affluent zengin
against will istemeyerek, zorla
aggressive saldırgan
agreeably – pleasantly kabul edilir bir şekilde
ahead of — nın önünde gitmek
aid yardım etmek
air out odayı havalandırmak
alert uyanık, tetikte
alert uyanık, dikkatli, tetikte
align düz bir yere koymak
all of a sudden ansızın, birden bire (without warning)
all too soon pek erken, zamansız (ölüm vb)
allocate pay etmek, bölüştürmek
allow izin vermek
altruistic fedakar
amazing şaşırtıcı, muhteşem
amazingly – miraculously şaşırtıcı bir şekilde
ambitious (1) hırslı (2) iddialı
ambitiously – hırsla
amend düzeltmek, ıslah etmek
ample bol, bereketli
amusingly – humorously hoş bir şekilde
analyze analiz etmek, çözümlemek
ancestor ata, cet
annoying sinir bozucu
anticipate tahmin etmek, sezinlemek
anxious endişeli
anxiously – nervously endişe ile
apart from (1) den başka (2) — nın yanısıra
apparent bariz, belli
apparently – evidently görünüşe bakılırsa
apply başvurmak
appoint tayinetmek
appraise değer biçmek, değerlendirmek
appropriate for uygun, elverişli
appropriately – suitably uygun bir şekilde
approve uygun bulmak, hoş karşılamak
approximate yaklaşık, takribi
approximately – roughly yaklaşık olarak
aptly – pertinently uygun bir şekilde
arable verimli (toprak)
arbitrate hakem sıfatıyla karar vermek
ardently – fervently gayretle, istekle
arid kurak, çorak
arm in arm kol kola
arrange düzenlemek
arrogant kibirli
artfully – craftily ustaca
articulate açıkça ifade etmek
artificial suni, yapay
artificially – synthetically yapay, suni olarak
as a rule kural olarak
as for as to — e gelince, söz konusu — olunca
as opposed to in contrast to — ya karşılık, —- ile kıyaslandığında
as regards with regard to — ile ilgili olarak
as yet şimdilik, henüz
ascertain tahkik etmek, soruşturmak
ask for rica etmek
ask out birine çıkma teklifinde bulunmak
assassin katil
assemble monte etmek, kurmak
assert ileri sürmek, iddia etmek
assess değerbilmek
assign (was) ayırmak, tahsis etmek
assimilate benzetmek, özümlemek
assist yardım etmek
assume sanmak, üzerine almak
assure temin etmek, söz vermek
at (the crack of) dawn sabahın köründe, şafakla beraber
at a disadvantage dezavantajlı durumda
at a discount indirimli fiyata (almak, satmak)
at a glance bir bakışta
at a high/low price yüksek/düşük bir fiyata
at a loss (1) ne yapacağını bilmez, şaşırmış durumda (2) zararına
at a time bir defada
at all costs ne pahasına olursa olsun
at any rate en azından
at any time her an
at best en iyi ihtimalle, taş çatlasa
at birth doğum anında, doğarken
at death ölünce, ölürken
at ease rahatı/keyfi yerinde *** with ease kolaylıkla
at first ilk etapta, ilk başta
at first sight ilk bakışta
at full speed tam gazla, son hızla
at intervals aralıklarla, ara ara, zaman zaman
at large (1) firari (2) detaylı olarak (in detail = at length)
at last nihayet, sonunda
at least en azından
at length uzun uzadıya (in detail at large)
at odds with — ile arası bozuk olmak
at one time zamanın birinde, vaktin birinde
at one’s disposal at one’s service birinin emrine hazır olmak
at one’s leisure boş zamanlarında
at random rasgele, tesadüfen
at risk risk altında
at the age of yaşlarında, yaşında
at the expense of at the cost of — nın pahasına
at the latest en geç
at the mercy of — nın merhametine/insafına kalmış
at the most en çok, taş çatlasa
at the peak of — nın zirvesinde
at the time o onda (at that time)
at times from time to time zaman zaman, bazen
at variance with — ile ters düşmek, — ile çelişmek
at war (with) —- ile savaş halinde olmak
at will kendi isteğiyle
at work işte, iş yerinde
at worst en kötü ihtimalle
at your own risk olacaklardan siz sorumlusunuz (arabanızı olmadık yere park edince arabanın başına geleceklerden siz sorumlu olursunuz)
attach/give importance to önem vermek
attain ulaşmak, erişmek
attend devam etmek, gidip hazır bulunmak
attentively – conscientiously dikkatle
attractive çekici, cazip
attractively – charmingly etkileyici bir şekilde
audit dinlemek, denetlemek
augment artırmak, artmak
author yazmak, yazarlık yapmak
automate otomatikleştirmek
automatically – bydesign otomatikman
avoid kaçınmak, çekinmek
aware of bilincinde, farkında
awful korkunç, berbat
awfully – dreadfully fena halde, korkunç bir şekilde
awkward (1) tuhaf, garip (2) sakar
awkwardly – gawkily acemice
back and forth ileri geri (hareket) (to and fro)
back down geri adım atmak (withdraw)
back out of pull out of — den çekilmek
back out of pull out of — den çekilmek
back to front elbisenin önünü arkasına giymek
back up (1) desteklemek, arka çıkmak (support) (2) yedeklemek
backtrack aynı yere geri dönmek
badly – desperately fena halde
balance dengede tutmak, karşılaştırmak
bare çıplak, yalın
barely – scarcely ancak, güçbela
bargain for take into account, take into consideration hesaba katmak, göz önünde bulundurmak
barren kurak, çorak ( arid)
baseless temelsiz, asılsız
baselessly – erroneously asılsızca
be absorbed in sth bir şeye kendini kaptırmak
be accustomed to sth/so alışkın olmak
be acquainted with sth/so aşina olmak
be addicted to sth/so müptela, bağımlı olmak
be amazed at sth çok şaşırmak
be annoyed at / about sth kızmak
be annoyed with so kızmak
be associated with sth ilişkili olmak
be astonished at sth şaşırmak
be based on sth e dayalı olmak
be blessed with sth -ile kutsanmak, Allah vergisi
be bored with sth canı sıkılmak
be committed to sth/so kendini adamak
be composed of sth -den oluşmak
be concerned about sth kaygılanmak
be concerned with sth ilgilenmek, ilgili olmak
be confused with sth kafası karışmak
be connected to so/sth akraba, bağlantılı olmak
be connected with sth bağlantılı, ilgili olmak
be convinced of sth ikna olmak
be coordinated with sth -ile uyumlu olmak
be covered in sth -ile kaplı olmak, kapatmak
be covered with sth -ile kapatmak
be crowded with so ile dolu olmak
be dedicated to so/sth kendini adamak
be delighted at / with -den memnun olmak
be derived from sth -den türemek
be devoted to so/sth kendini adamak
be disappointed at/about sth hayal kırıklığına uğramak
be disappointed in/with so hayal kırıklığına uğramak
be discriminated against so ayrımcılık yapmak
be disgusted at / with so tiksinmek
be disgusted at sth tiksinmek
be divorced from so boşanmak
be done with sth işi bitmek, tamamlamak
be dressed in sth giyinmek
be engaged to so nişanlı olmak
be equipped with sth donanmış olmak
be excited about sth heyecanlanmak
be exposed to sth maruz kalmak
be filled with -ile dolu olmak
be finished with sth -ile işi bitmek
be furnished with sth döşenmiş
be impressed with sth etkilenmek
be interested in sth ilgilenmek
be involved in sth karışmak, bulaşmak
be known for sth -ile tanınmak
be limited to sth -ile sınırlı olmak
be made from (if the raw material changes chemically as well as physically) -den oluşmak
be made of (if there is only physical change in the raw material) -den oluşmak
be made out of (if you alter an item, and use it with a different aim) -den oluşmak
be married to so -ile evli olmak
be obliged to so minnettar olmak
be opposed to sth/so -e karşı olmak
be over the moon sevinçten havalara uçmak
be pleased about / with sth -den memnun olmak
be prepared for sth -e hazır olmak
be provided with sth sağlanmak, temin edilmek
be related to sth / so bağlantılı, akraba olmak
be remembered for sth -ile hatırlanmak
be satisfied with sth -den memnun olmak
be scared of so/sth -den korkmak
be separated from sth/so -den ayrı olmak, ayrılmak
be shocked at sth çok şaşırmak
be surprised at sth şaşırmak
be synchronized with sth ile uyum içinde olmak
be terrified of sth/so çok korkmak
be thrilled at / with sth çok heyecanlanmak
be tired from sth den yorulmak
be tired of sth -den bıkmak
be troubled with sth/so -ile başı belada olmak
be upset with so/sth hayal kırıklığına uğramak
be used to sth/so -e alışkın olmak
be worried about sth kaygılanmak, endişelenmek
bear grudge against birine karşı kin gütmek
bear resemblance to ile benzerlik göstermek
beat around the bush bin dereden su getirmek
beautifully – delightfully güzel bir şekilde
become olmak, yakışmak
become of başına gelmek
becomingly – fittingly uygun bir şekilde
Behave yourself! Kendine gel! Terbiyeni takın !
belligerent savaşçı
beneficial to karlı, faydalı
beneficially – helpfully faydalı bir şekilde
beside the point konu ile ilgisi olmamak X to the point
bewildering afallatıcı, şaşırtıcı
beyond comprehension anlaşılamayacak kadar karışık, detaylı
beyond recognition tanınmaz hale gelmiş (kaza sonrası ceset vb)
biased against ön yargılı
bid farewell to say goodbye to veda etmek
biennially – inalternateyears iki yılda bir
bitter acı
bitterly – inconsolably feci bir şekilde
blame somebody/something for den dolayı birini suçlamak
blatantly – unashamedly utanç verici şekilde, açıkça, çekinmeden
blind kör
blissfully – delightfully neşeyle
blow out üfleyerek söndürmek
blow up şişirmek, patlatmak
blunt 1. kör ( bıçak vb ) 2. kaba , dobra ( insan)
bluntly – straightforwardly kesin bir dille
blurry bulanık (görüntü)
boastful övüngen, kendini beğenmiş
bold cesur
boring sıkıcı
braggart ukala, kendini beğenmiş
brave cesur
bravely – courageously cesaretle
break down (1) (makinenin) bozulmak (2) ağlamak (3) köklerine ayırmak
break even ne kar ne de zarar etmek
break in (1) alışmak (2) soymak
break into soymak, zorla girmek
break off son vermek, bitirmek
break out patlak vermek
break out of firar etmek
break out of firar etmek
break the ice iki kişinin arasındaki buzları eritmek
break up ayrılmak, boşanmak
breakground temel kazmak
brief kısa, öz
briefly – permanently (ant.) kısaca
bright parlak
brighten şenlendirmek, aydınlatmak
brightly – dazzlingly parlak bir şekilde, zekice
brilliant harika, mükemmel
bring getirmek, neden olmak
bring down (1) (fiyat)indirmek (2) (hükümet vb) devirmek (overthrow)
bring off zorluklara rağmen başarmak
bring out (1) yayımlamak (publish) (2) piyasaya yeni bir mal sürmek
bring out ortaya çıkarmak, göstermek
bring round ayıltmak
bring to light aydınlatmak, açığa kavuşturmak (shed light on)
bring up yetiştirmek/kusmak/ortaya konu atmak
brittle (1) nazik, kırılgan (2) gevrek
broad geniş
brush up (on) eski bilgisini tazelemek, tozunu almak (mecazi anlamda)
brush up (on) eski bilgisini tazelemek, tozunu almak (mecazi anlamda)
brutal zalim, acımasız
budget bütçe hazırlamak, planlamak
build inşa etmek, kurmak
bulky hantal, çok yer kaplayan
bump into run into (1) karşılaşmak (2) çarpmak
bumpy engebeli arazi
burn down (1) (yangında) yanıp kül olmak (2) yakıp kül etmek
burst into flames alev almak, ateş almak
burst into laughter/tears kahkahaya/gözyaşlarına boğulmak
busy meşgul, yoğun
buy satın almak
buy off pay off rüşvet yedirmek
buy out bir işyerini birinden satın almak
by a hair’s breadth kıl payı
by accident kazara, tesadüfen
by all means (1) her şeye rağmen (2) elbette
by and by yakında, çok geçmeden
by and large in general genel olarak
by chance tesadüfen
by coincidence tesadüf eseri, tesadüfen
by degrees derece derece, basamak basamak
by ear kulaktan dolma, kulaktan kulağa
by far şu ana kadar ki, o ana kadar ki olanlar arasında
by force zorla, güç kullanarak
by hand elle, elini kullanarak
by heart ezbere (from memory )
by large genellikle
by law kanunlara göre
by means of sayesinde, vasıtasıyla (by virtue of through)
by mistake kazara ( by accident )
by name ismiyle (hitap ederken)
by no means asla, hiçbir şekilde (on no account)
by sight görünüş olarak
By the way Sırası gelmişken, Bu arada
by virtue of —- den dolayı, nedeniyle
by way of yoluyla, üzerinden (Ankara’ya İzmir üzerinden gitmek)
by word of mouth ağız yoluyla
calculate hesaplamak
calibrate ince ayar yapmak
call attention to dikkat çekmek, vurgulamak ( point out )
call attention to draw attention to vurgulamak, dikkati çekmek
call down put down tell off azarlamak (admonish)
call for gerektirmek, istemek (demand)
call in haber etmek/ziyaret etmek
call off iptal etmek
call up (1) telefon etmek (2) askere çağırmak (recruit)
calm sakin
calm down (1) sakinleşmek (2) sakinleştirmek
can’t bear+Ving/to do can’t stand+Ving katlanmak, tahammül etmek
can’t help + Ving kendini alamamak, kendine hakim olamamak
can’t make it (to) önceden kararlaştırılan bir plana uyamama
candid açık sözlü ( outspoken)
canvass oy veya sipariş toplamak
capable of yetenekli , kapasiteli
capricious kaprisli
captivating büyüleyici, nefes kesici
carefree vurdumduymaz
carelessly – incautiously dikkatsizce
caring duyarlı, umursayan
carry on devam ettirmek
carry out uygulamaya koymak/yürütmek (deney vb)
casual (1) sıradan (2)havadan sudan
casually – unceremoniously gayri resmi olarak
catalogue -in katoloğunu yapmak
catastrophic felaket, korkunç
catch a glimpse of gözüne ilişmek ( catch sight of )
catch on popülarite kazanmak, beğenilmek, halk tarafından tutulmak
catch somebody in action/in the act/red-handed suç üstü yakalamak
catch somebody unawares birini gafil avlamak, hazırlıksız yakalamak
catch up with keep up with aynı seviyeye ulaşmak, yetişmek
catch up with keep up with aynı seviyeye ulaşmak, yetişmek
catch/keep up with somebody/something hızına yetişmek
catch/take somebody by surprise birini şaşırtmak
cautious dikkatli, uyanık
cautiously – recklessly (ant.) dikkatli bir şekilde
cavalierly – cesaretle
celebrity ünlü
certain kesin
certainly – unquestionably kesinlikle, elbette
chair başkanlık etmek
challenge meydan okumak
change değiş(tir)mek, para bozdurmak
charily – vigilantly ihtiyatla, istemeyerek
charitable hayırsever, yardımsever
charming büyüleyici, muhteşem
chart tablosunu çıkarmak
check önlemek, durdurmak, kontrol etm.
check in (otelde vb) yer ayırtmak, kayıt yaptırmak
check out bir yerden ayrılırken hesabı kapatmak
cheer up neşelenmek, neşelendirmek
cheerful neşeli
cheerfully – grudgingly (ant.) neşeyle, keyifle
chiefly – essentially esas olarak
chilly soğuk
clarify arıtmak, süzmek, açıklamak
classify sınıflara ayırmak
clear temizlemek, kurutmak
clear off temizlemek (orman, leke vb)
clearly – evidently açıkça
clever zeki
close kapa(t)mak, sona erdirmek
close down iflas etmek
close up dükkanı gün sonunda kapatmak
clumsily – gracefully (ant.) beceriksizce, acemice
clumsy sakar
coach eğitmek, antrenman yaptırmak
coarse kaba, pürüzlü
co-author ortaklaşa yazmak
co-develop birlikte gelişmek
co-direct birlikte yönetmek
coherent uyumlu, ahenkli
coherently – consistently uyumlu bir şekilde
coincidental tesadüfi
collaborate işbirliği yapm., birlikte çalışmak
collect toplamak, biriktirmek
co-manage ortaklaşa yönetmek
come across tesadüfen karşılaşmak (run across)
come by come into mirasa konmak (inherit)
come down with hastalanmak, yataklara düşmek
come into being come into existence meydana gelmek, var olmak
come out (1) ortaya çıkmak (2) filizlenmek
come over üstesinden gelmek (deal with)
come round come over ziyaret etmek
come round (1) ayılmak (come to) (2) ziyaret etmek
come to come round ayılmak
come to an agreement reach an agreement uzlaşmaya varmak
come to an end come to a halt sona ermek, bitmek
come to light aydınlığa kavuşmak
come up against yüz yüze gelmek
come up against yüz yüze gelmek
come up with ortaya bir düşünce atmak, üretmek
come up with ortaya bir düşünce atmak, üretmek
comfortable konforlu, rahat
comfortably – contentedly rahatça
command emretmek, yönetmek
commend emanet etmek, övmek
commit suicide intihar etmek
common (1) ortak (2) sıradan, yaygın
communicate nakletmek, bildirmek, haberleşmk, iletişimk
comparatively – relatively nispeten, epeyce
compare karşılaştırmak
competently – proficiently ustaca
compile derlemek
complete tamamlamak
completely – totally tamamen
complicated karmaşık
compose bestelemek
composed soğuk kanlı ( cool)
comprehensive kapsamlı, detaylı
compulsory zorunlu
compute hesap yapmak
computerize bilgisayarla hesaplamak
conceited kibirli, burnu havada
conceivably – possibly belki
conceive tasarlamak, kurmak
conceptualize kavramsallaştırmak
concerned about endişeli
concerned with ilgili, meraklı
conciliate gönlünü almak, yatıştırmak
conclusive kesin, net ( decisive)
conclusively – categorically kesin olarak
concrete somut
condense koyulaşmak
conduct rehberlik etmek
confident kendinden emin
confined to sınırlı
confront yüzleştirmek
confused kafası karışmış
congested (1) kalabalık (2) tıkanmış
conjointly – müştereken, birlikte
conscious of bilincinde, farkında
consciously – deliberately bilinçli olarak
consecutively – successively arka arkaya
consequently – accordingly netice olarak
conserve korumak
considerable önemli/büyük ölçüde
considerably – significantly oldukça, epeyce
considerate düşüncel, nazik
considerately – thoughtfully düşünceli bir şekilde
consistent with tutarlı
consistently – dependably tutarlı bir şekilde
consolidate sağlamlaştırmak
constant sürekli, devamlı
constantly – incessantly sürekli olarak
construct inşa etmek
consult bakmak
contact bağlantı kurmak
contagious bulaşıcı (hastalık)
contestant yarışmacı
contract kapmak (a tutulmak)
contribute katkıda bulunmak
control kontrol etmek
controversial tartışmalı
conveniently – expediently elverişli şekilde
convert dönüştürmek
convince inandırmak, ikna
convincing ikna edici
convincingly – persuasively iknaedicibir şekilde
cool (1) serin (2) soğuk kanlı
co-operate işbirliği yapmak
co-ordinate koordine etmek
cope with baş etmek, üstesinden gelmek
cope without do without — sız idare etmek
cordially – warmly samimiyetle
correct doğru, yanlışsız
correct doğrulamak
correlate karşılıkl ilişkisi olamak
correspond uygun olmak, inkarş. bulmak
corroborate doğrulamak
corrupt rüşvetçi, ahlaksız
cost-effective masrafına, zahmetine değen, ucuza gelen
costly pahalı, maliyeti çok
counsel tavsiye etmek
count on rely on depend on bel bağlamak, güvenmek, dayanmak
count out leave out çıkarmak,hesaba katmak
counterfeit sahte
courageous cesur ( brave)
cowardly korkak
cram one’s brains beyin patlatmak, çok fazla çalışmak
create yaratmak
credulous saf, kolay kanan
criminal suçlu
critique eleştiri yazısı
cross out üstünü çizmek, silmek
crowded with kalabalık
crucial to çok önemli ( vital)
crudely – vulgarly kabaca
cruel zalim
culminatein en son noktaya erişmek
cultivate yetiştirmek
cunning kurnaz ( crafty)
curable tedavisi mümkün (hastalık)
curative şifalı
curious (1) meraklı (2) ilginç
curiously – inquisitively meraklı bir şekilde
curly kıvırcık
currently – formerly (ant.) halen, şuanda
cut across go across kestirme yoldan gitmek
cut down (on) cut back (on) azaltmak, kısmak(sigara, alkol)
cut down (on) cut back (on) azaltmak, kısmak (sigara, alkol vb)
cut in sözünü kesmek, araya girmek, işine engel olmak (interrupt)
cut out (bir yerden bir resim/tablo vb) kesip çıkarmak
cut up dilimlemek
cute şirin, sevimli
cynical about şüpheci, inanmayan
daringly – audaciously cesurca
dazzling göz kamaştırıcı
deadly – öldürücü bir şekilde, kesinlikle
deaf sağır
dealwith ile meşgul olmak
decent uygun, münasip
decide karar vermek
decidedly – definitely kesinlikle
decisive kesin, net ( conclusive)
decisively – determinedly kararlılıkla
decrease azaltmak
dedicated to kendini adamış
deep derin
deeply – profoundly derinden, çok
defective kusurlu, defolu
defectively – unsatisfactorily kusurlu olarak
defer sonraya bırakmak
deficient (in) yetersiz
deficiently – faultily yetersizce
define tanımlamak
definite kesin
definitely – unquestionably kesinlikle
delegate yetki ile göndermek
deliberate kasıtlı ( intentional)
deliberately – intentionally kasten, bilebile
delicate hassas, nazik
delicately – gracefully narin, hassas bir şekilde
delicious lezzetli ( tasty)
delightful zevkli, hoş
deliver teslim etmek
demand talep
demanding zor zahmetli iş
demonstrate göstermek
dense yoğun
densely – heavily yoğun bir şekilde
dependently – powerlessly eli kolu bağlı olarak
deploy açmak, yaymak
depressingly – grimly üzerek
deprived of yoksun, mahrum
derive pleasure from — den zevk almak (take pleasure in)
descendant torun
design planını çizmek
desirable arzu edilir, istendik
desirably – arzu edilir bir şekilde
desperate umutsuz
desperately – greatly ümitsizce, aşırı bir şekilde
detail ayrıntılı olarak anlatmak
detect ortaya çıkarmak
deteriorating gittikçe kötüye giden
determine kararlaştırmak
determined karalı
devastate harap etmek
develop geliştirmek
develop a crash on birine tutulmak, birini çok sevmek
develop a liking for (birini zamanla) sevmeye başlamak
develop fever ateşi çıkmak
devise tasarlamak, icat etmek
devoid of yoksun, mahrum
devoted to kendini adamış
diagnose teşhis etmek
die down yatışmak, dinmek (gürültü, ses vb)
die for doing can’t wait to do yapmak için can atmak
differently – inadifferentway farklı bir şekilde
diligent titiz, hassas
dim loş (ışık)
diminishingly – eksilerek
diplomatic kurnaz, akıllı
direct doğrulamak
disabled skat, özürlü
disagreeable geçimsiz/huysuz kişi
disappointed hayal kırıklığa uğramış
disastrous korkunç, felaket
discouraging cesaret kırıcı
discover keşfetmek
discriminated against ayrımcılığa uğramış
discuss tartışmak
disdainful hor gören, küçümseyen
disestablish yerinden etmek
disgusting iğrenç, tiksindirici
disgustingly – repulsively iğrenç bir şekilde
dishonestly – deceitfully namussuzca
dispense dağıtmak
display göstermek
disposable tek kullanımlı (jilet vb)
disprove çürütmek
disregard own aldırmamak, ihmal etmek
disruptive (1) huzur bozan (2) ders kaynatan (öğrenci)
dissect dikkatle incelemek
distastefully – unpleasantly tatsız şekilde, nahoş bir biçimde
distinct farklı, belirgin
distribute bölüştürmek
disturbing rahatsız edici
diverse farklı, çeşitli
diversely – farklı bir şekilde
divert dikkatini dağıtmak
dizzy başı dönen
do away with yıkmak (abolish)
do away with yıkmak (abolish)
do away with somebody/something yıkmak, yok etmek, öldürmek
do harm to — e zarar vermek
Do I make myself clear? Kendimi ifade edebildim mi? Anlıyor musun?
do nothing but V1 (DO) —- nın dışında bir şey yapmamak
do one’s best elinden gelenin en iyisini yapmak
do over start over sil baştan yapmak
do somebody a favour birine iyilik yapmak
do up (1) kemer bağlamak (2) restore etmek
do without cope without — sız idare etmek
docile uysal, evcil
document belgelemek
domesticated evcil hayvan
Don’t be long! Sakın geç kalma *** I won’t be long Geç kalmam!
Don’t make me laugh! Beni güldürme!
dormant (1) sönmüş (volkan) (2) kış uykusuna yatmış (hayvan)
double katlamak
doubtful şüpheli
doubtfully – confidently (ant.) kuşkulu bir şekilde
doze off fall asleep uyuya kalmak
draft taslağını çizmek
dramatically – noticeably çarpıcı olarak, önemli ölçüde
dramatize drametikleştirmek
draw resmini çizmek
draw a conclusion from — den sonuç çıkarmak
draw up taslak hazırlamak, plan çizmek
drawattention dikkat etmek
dreadful korkunç
dreary kasvetli, sıkıcı
dress up resmi kıyafet giyinmek, şık giyinmek
drive araba sürmek
drive somebody crazy/mad delirtmek, çıldırtmak
drop by stop by ziyaret etmek, (evine vb) damlamak
drop off yolcu indirmek
drop out of (okulu vb) terketmek, bırakmak
drop out of (okulu vb) terketmek, bırakmak
drowsily – sleepily uykulu bir şekilde
drunk sarhoş
dubiously – suspiciously şüpheyle
dull (1) kasvetli (2) geri zekalı
durable dayanıklı
dutiful itaatkar ( obedient)
eager for hevesli ( keen on)
eagerly – keenly şevkle, istekle
earn kazanmak
earn a living make a living geçimini sağlamak, parasını kazanmak
earnestly – sincerely ciddi, samimi bir şekilde
eat like a horse kıtlıktan çıkmış gibi yemek
eccentric tuhaf
economic ekonomik
edible yenilebilir yemek
edit yayına hazırlamak
educate eğitmek
effect etkilemek
effective etkili
effectively – efficiently etkili olarak
effortlessly – easily kolayca
elaborate ayrıntılı, detaylı
elaborately – ornately ayrıntılı olarak
electrify heyecanlandırmk
elegantly – gracefully nezaketle
eliminate elemek
embark on -e başlamak, girişmek
embarrassed yerin dibine girmiş, utanmış
embarrassingly – pathetically utanç verici bir şekilde
embellish süsleyerek güzelleştirmek
empathize kendini başkasıyla özdeşleştirmek
emphatic vurgulu
employ görevlendirmek
empty boş
enable imkan tanımak
enact yasa çıkarmak
encourage cesaretlendirmek
end in a draw (maç, oyun vb için) berabere bitmek
end up in (hapishane, hastane vb bir yerde) son bulmak, sonuçlanmak
end up with bir şeyle sonuçlanmak
endearingly – sweetly sevimlice
endemic to yöreye has
enforce zorla kabul ettirmek
engineer değişiklik yapmak
enhance çoğaltmak
enigmatic bilmecemsi
Enjoy it! Afiyet olsun!
enlarge genişletmek
enlist askere almak
enormous kocaman
enormously – extremely aşırı derecede
ensure garantiye almak
entertain eğlendirmek
enthusiastic about hevesli
enthusiastically – excitedly gayretli, hevesli bir şekilde
entire tüm, bütün
entirely – wholly tamamen
epidemic salgın (hastalık vb)
equally – evenly eşit olarak
equip donatmak
essential temel, esas, çok önemli
essentially – basically esasen
establish kurmak, tesis etmek
estimate tahmin etmek
eternal sonsuz, ebedi, ölümsüz
eternally – everlastingly sürekli
evaluate değer biçmek
even pürüzsüz, eşit
eventually – induecourse nihayetinde, en sonunda
every now and then arada sırada, zaman zaman
every other day gün aşırı, birer gün arayla
evidently – obviously belli ki
exactly tam olarak
exactly – precisely tam olarak
exaggerated abartılı X (plain)
examine incelemek
exceed aşmak
exceedingly – remarkably aşırı bir şekilde
excellent in/at mükemmel
excellently – outstandingly mükemmel bir şekilde
except for with the exception of — nın haricinde, — den başka
exceptional sıra dışı, olağanüstü
exceptionally – outstandingly olağan üstü bir şekilde
Exceptions don’t break rules! İstisnalar kaideyi bozmaz!
excessive aşırı derecede
excessively – extremely aşırı derecede
exciting heyecanlandırıcı
exclusive özel
exclusively – solely özellikle, sadece
execute idam etmek
exercise alıştırma yapmak
exhausted çok yorgun, bitkin
exhaustedly – tükenmiş, yorgun bir şekilde
exhaustively – comprehensively etraflıca, kapsamlı bir şekilde
exhibit göstermek
expand genişlemek
expensive pahalı
experiment deney yapmak
experimentally – deneysel olarak
expiate kefaret vermek
explain açıklamak
explicitly – unequivocally açıkça
express ifade etmek
extensive kapsamlı, detaylı
extensively – expansively kapsamlı bir şekilde
external harici, dış
extra fazla
extract seçip çıkarmak
extraordinarily – astonishingly olağanüstü bir şekilde
extraordinary sıra dışı, olağanüstü
extravagant müsrif , israfçı
extravagantly – profligately müsrifçe
extreme aşırı, uç noktada
extremely – tremendously aşırı derecede
extrovert cana yakın , girişken
fabricate imal etmek
fabulous muhteşem
face to face yüz yüze, bire bir
facilitate kolaylaştırmak
fair (1) adil, eşit (2) açık tenli
faithful to sadakatli, vefalı
faithfully – loyally sadakatle
fake sahte
fall asleep uyuya kalmak
fall down yere düşmek
fall into disfavour with — ile muhalefete düşmek
fall into disrepute itibarı zedelenmek, gözden düşmek
fall on the same date — ile aynı tarihe denk gelmek
fall out (with) kavga etmek
fall out (with) kavga etmek
fall out of love with aşık olduğundan ayrılmak X fall in love with
fall out with somebody birisi ile kavga etmek
fall short of (expectations) beklentiye cevap verememek
fallacious aldatıcı, sanal
familiarize alıştırmak
familiarly – intimately dostça
famous for ünlü
fantastically – incredibly aşırı derecede
far from being + adjective (mükemmel, iyi vb) olmaktan çok uzak
fascinating büyüleyici
fashion biçimlendirmek
fastidious nazlı
fatal ölümcül (yara vb)
fatally – terminally öldürücü biçimde, ciddi bir biçimde
fatigued yorgun ( exhausted)
faultlessly – flawlessly kusursuz bir şekilde
faulty hatalı, kusurlu
favourable olumlu, iyi
favourably – destekleyerek, olumlu görerek
feasible yapılabilir
feel at home kendini evinde gibi hissetmek
feel like + Ving arzu etmek, istemek
feel like a fish out of water kendini sudan çıkmış balık gibi hissetmek
fertile (1) verimli (toprak) (2) doğurgan (kadın)
feverishly – vehemently heyecanlı, ateşli bir şekilde
few and far between once in a while kırk yılda bir
fierce (1) azgın (2) cetin (rekabet)
fiercely – ferociously kızgın, acımasız bir şekilde
figure biçim vermek
figure out make out anlamak (understand)
file sıralamak
fill doldurmak
fill out form doldurmak
fill up benzin deposunu doldurmak
fill up with ile dolu olmak, dolmak
fill up with ile dolu olmak, dolmak
filter süzmek
finance finanse etmek
find bulmak
find it hard/difficult TO DO yapmakta zorlanmak
find out öğrenmek, keşfetmek (discover, learn)
firm sert/sıkı bir şekilde
fix düzenlemek
fizzy asitli (soda vb)
flat düz
flatly – categorically düpedüz, açıkça
flawless kusursuz
flimsy dayanıksız
flood in flock to bir yere akın etmek
fluently – fluently akıcı bir biçimde
focus bir noktaya toplamak
follow izlemek
fond of düşkün, tutkulu
foolish aptal
for a change değişiklik olsun diye
for a fortnight iki haftalığına
for ages uzun bir sure
for certain for sure kesin olarak, emin bir şekilde
for good sonsuza kadar, ebediyen (forever)
for instance örneğin (for example )
for no (good) reason durduk yere, sebepsiz yere
for once sadece bir kereliğine mahsus
for sale satılık
for short bir ismin kısaltması (ODTÜ, NATO, TBMM vb )
for some reason bir takım sebeplerden dolayı
for sure for certain kesin olarak, emin bir şekilde
for the benefit of —- nın yararı için, —- e faydalı olması için
for the purpose of — mek için, — mek amacıyla
for the sake of hatırına, uğruna, aşkına
for the time being şu anda
forecast tahmin etmek
forge devir dönmek
forgetful unutkan
form oluşturmak
formally – officially resmi olarak
formulate formulleştirmek
fortunate talihli, şanslı ( lucky)
fortunately – luckily neyse ki, çok şükür, iyi ki
forwardto göndermek, sevk etmek
foster beslemek
found desteklemek
fragile kırılgan, hassas, narin
frank dürüst, samimi
frankly – honestly dürüst olmak gerekirse
frequently – recurrently sık sık
frightfully – dreadfully korkunç bir şekilde
from experience tecrübelere dayanarak
from memory by heart ezberden
from now on şu andan/tarihten itibaren (from this date forward )
from the horse’s mouth ilk ağızdan (haber)
from time to time zaman zaman ( at times )
from top to head tepeden tırnağa
fruitful verimli
fruitless verimsiz
frustrated hayal kırıklığına uğramış
fully – completely tamamen
functionas olarak işlev görmek
fundamental temel, esas
fundamentally – primarily esasen, esaslı bir şekilde
furious kızgın, öfkeli
futile boşuna, boş yere
fuzzy tüylü
gain kazanç elde etmek
gain access to gain entrance to — e erişmek, — e ulaşmak
gain favour with birisinin gözüne girmek/beğenisini kazanmak
gather sonuç çıkarmak
generate üretmek, oluşturmak
generous cömert
generously – charitably cömertçe
genius dahi, üstün zekalı
gently – tenderly nazikçe, yavaşça, tatlılıkla
genuine (1) hakiki (2) samimi, içten
get along with get on with iyi geçinmek
get along with get on with iyi geçinmek
get along/on with somebody birisi ile geçinmek
get at ima etmek, demek istemek
get away (with) run off kaçmak, sıvışmak
get away (with) run off kaçmak, sıvışmak
get away with something (1) alıp kaçmak, sıvışmak (para vb) (2) yaptığı bir kabahatin cezsını çekmemek, yanına kar kalmak
get back kaybettiğin bir şeye kavuşmak
get by geçinmek, hayatta kalmak (survive)
get down moral bozulmak
get into (taksiye, asansöre vb) binmek
get off araçtan inmek (toplu taşıttan)
get on binmek (toplu taşıtlara)
get on somebody’s nerves sinirlendirmek, delirtmek
get on with get along with biri ile iyi geçinmek, iyi arkadaş olmak
get on with get along with biri ile iyi geçinmek, iyi arkadaş olmak
get out of (arabadan, asansörden vb) inmek (2) — den uzak durmak
get out of (arabadan, asansörden vb) inmek (2) — den uzak durmak
get over (1) üstesinden gelmek, çözmek (sort out work out) (2) (hastalık için) iyileşmek (pick up)
get rid of (1) — den kurtulmak (2) başından savmak, defetmek
get rid of (1) — den kurtulmak (2) başından savmak
get stranded mahsur kalmak
get through doing something bir şeyi yapmakta muvaffak olmak
get up uyanmak
Get well soon! Geçmiş Olsun! Acil Şifalar Dilerim!
gigantic devasa
give birth to doğurmak, doğum yapmak
give in pes etmek, mücadeleye teslim olmak (surrender)
give priority/precedence to (birine veya bir şeye) öncelik tanımak
give rise to give way to sebep olmak
give somebody a blow birine darbe indirmek
give somebody a cold reception birini soğuk karşılamak
give somebody a lift birini arabayla bir yere bırakmak
give somebody a ring give somebody a shout birini telefonla aramak
give somebody a shot give somebody an injection aşı yapmak
give somebody a warm reception birini sıcak karşılamak
give somebody a warning birini uyarmak
give up vazgeçmek, bırakmak (abandon)
give way to give rise to sebep olmak, yol açmak
give/lend somebody a hand with something birine yardım etmek
glad memnun, hoşnut
gloomy loş, az ışıklı
go astray (1) (hayvanlar için) sürüden ayrılmak (2) (insan için) sapıtmak
go bankrupt iflas etmek
go by / go past — nın önünden geçmek
go cold with somebody birinden soğumak
go crazy go mad çıldırmak, kafayı yemek
go down with come down with hastalanmak, yataklara düşmek
go down with come down with hastalanmak, yataklara düşmek
go for a stroll go for a walk take a walk yürüyüşe çıkmak
go in for yazılıya/yarışmaya girmek
go in for yazılıya/yarışmaya girmek
go into action take action harekete geçmek
go off (1) patlamak (explode) (2) kurulu bir aletin çalması (zil, çalar saat vb) (3) (yemek vb) ekşimek, bozulmak
go on devam etmek (continue)
go out yanan bir şeyin sönmesi (2) cereyanların kesilmesi
go out of business iflas etmek (go bankrupt)
go out of hand kontrolden çıkmak
go over (1) göz atmak (go through) (2) ziyaret etmek
go senile bunamak
go through go over bir şeye göz atmak, incelemek, göz gezdirmek
go with uygun olmak, yakışmak (match)
go without dayanmak, idare etmek (su, yemek vb olmadan )
gossip dedikoducu
govern yönetmek
graceful zarif
gradual dereceli olarak, yavaş
gradually – progressively giderek, git gide artarak
graduate mezun etmek
grateful minnettar ( thankful)
greatly – significantly oldukça, fazlaca, epeyce
greedy aç gözlü
grow into (elbisenin) tam oturması, yakışması
grow out of elbisenin küçük gelmesi
grow out of elbisenin küçük gelmesi
grow up yetişkin olmak, büyümek
guide klavuzluk etmek
guilty of suçlu
gullible saf insan ( credulous)
half-heartedly – lackadaisically isteksizce
hand in elden teslim etmek (submit)
hand in hand el ele
hand out elden dağıtmak (distribute)
handle control altında tutmak
Handle with care! Dikkatli taşıyın!
handsome yakışıklı
handy kullanışlı, yararlı
hang down telefonu suratına kapatmak
haphazard rasgele, tesadüfi
happy mutlu
hard sert, katı
hard – working çalışkan
hardly – byahair’sbreadth hemen hemen hiç, zar zor
harmful zararlı
harmless zararsız
harsh sert
harshly – austerely sertçe, kaba bir şekilde
hastily – hurriedly aceleci bir şekilde
hasty telaşlı
have a look at göz atmak ( take a look at)
have a memory/mind like a sieve berbat bir hafızası olmak
have a row with somebody over something birisiyle bir konuda tartışmak
have a word with somebody birisiyle ciddi bir konuda konuşmak
have an affair with birisiyle ilişki yaşamak
have an effect/impact on/upon etkilemek, üzerinde etkisi olmak
have butterflies in one’s stomach heyecandan midesine kramplar girmek
have confidence in güvenmek ( trust )
have difficulty/trouble (in) + Ving — yapmakta zorlanmak
have no other choice but TO DO —- yapmaktan başka çare yok
have to do with ile alakası/ilgisi olmak
hazardous tehlikeli ( dangerous)
head yönelmek
healthy sağlıklı
healthy sağlıklı
heavily – profoundly ağır, yoğun bir şekilde
heavy ağır
help yardım etmek
Help yourself! Buyrun yiyin!
helpless çaresiz
hesitant about tereddütlü
hesitantly – uncertainly tereddütlü bir şekilde
highly – decidedly hayli
hire kiralamak
hold on hang on (telefonda vb) beklemek
hold up gecikmek/soymak (banka),soygun yapmak
homegeneous aynı tür, homojen
honest dürüst, namuslu
hopefully – despairingly (ant.) ümitle
hopeless umutsuz
horrified korkmuş
hospitable konuksever
hospitably – warmly misafirperverlikle
hostile to düşman
huge kocaman, büyük
humble mütevazı ( modest)
humorous komik
humorously – hilariously espirilibir şekilde
I haven’t the faintest/slightest idea! En ufak bir fikrim bile yok!
It is fine with me! Benim için bir sakıncası yok! Bana uyar!
It is no use/good + Ving —- mak iyi olmaz/fayda etmez
It is raining cats and dogs bardaktan boşalırcasına yağmur yağıyor
It suits you! Sana çok yakışmış!
identical aynı, tıpkı
identify tanımak
ignorant (of) cahil, bilgisiz
illiterate okur yazar olmayan
illustrate örneklerle açıklamak
imaginary hayal ürünü
imaginative hayal gücü geniş kişi
imagine hayal etmek
immature çocuk tabiatlı, olgun olmayan insan
immense kocaman
immensely – immeasurably fazlasıyla, gayet
immorally – wickedly ahlaksızca
impatient sabırsız
impeccably – perfectly hatasız olarak
implement yerine getirmek
impolite kaba
impressive etkili, büyüleyici
impressively – notably etkileyici bir şekilde
improve geliştirmek
improvise hemen söylemek
impulsive düşünmeden karar veren,
in (dire) need of — e (çok) ihtiyacı olmak
in a bad temper asabi, sinirli
in a hurry alelacele, acelesi olmak (in haste)
in a mess darmadağınık, pislik içerisinde
in a moment az sonra, birazdan
in a row in succession artarda, peş peşe
in a way in some way in one way or anotherthis way or that way şöyle veya böyle, bir şekilde
in accordance with according to — e göre
in addition to apart from as well as —e ilaveten, — nın yanısıra
in advance (of) önceden, peşinen
in agony in pain acı çekerek, acı içerisinde
in aid of — nın yararına (for the benefit of)
in an answer to in response to in reply to cevap/karşılık olarak
in an effort to in an attempt to in order to — mek amacıyla
in brief kısaca, özetle (in short)
in captivity esaret altında, tutuklu
in case of durumunda
in cash nakit ile ödeme
in charge of —- den sorumlu, — ile yükümlü
in common with birisiyle veya bir şeyle ortak noktası bulunmak
in compliance/agreement with — uygun olarak, (emre) itaat ederek
in conclusion sonuç olarak (as a result)
in connection with — ile bağlantılı
in consideration of göz önünde bulundurarak
in danger of — tehlikesiyle karşı karşıya
in debt borçlu
in defiance of karşı çıkarak; karşı gelerek
in demand revaçta, rağbet gören
in detail at length ayrıntılı bir biçimde, uzun uzadıya
in detention under arrest göz altında, tutuklu
in disarray in a jumble düzensiz, karmakarışık
in disgust tiksinerek, iğrenerek
in due course zamanla, vakti gelince
in error hatalı, yanlışlıkla (at fault)
in exasperation öfkeyle, çok kızgın bir şekilde
in excess aşırı miktarda
in exchange for in return for — nın karşılığında, — e karşılık olarak
in existence var olan, mevcut (available)
in fact in reality aslında, işin doğrusu
in fashion modaya uygun
in favour of — lehinde olmak, — taraftar olmak
in flames alevler içerisinde
in general genellikle
in good condition iyi durumda, zarar ziyan görmemiş
in haste telaşla, aceleyle (in a hurry)
in high spirits morali çok iyi, gününde (in a good mood)
in ink mürekkeple
in instalment taksitle ödeme
in length uzunluk bakımından
in light/view of — nın işığı altında, — yı göz önünde tutarak
in love with aşık olmak
in low spirits morali bozuk, gününde değil (in a bad mood)
in moderation ılımlı bir şekilde, fazla abartmadan
in no mood for bir şeyi yapacak halde/psikolojide olmamak
in no time yakında, az sonra
in no uncertain terms kesin bir dille, lafı gevelemeden söylemek
in opposition to as opposed to contrary to #AD?
in order düzenli, tertipli
in other words başka bir deyişle, diğer bir ifadeyle
in pain in agony acı içinde
in part kısmen
in particular özellikle
in person şahsen, bire bir
in pieces paramparça
in place of — nın yerine (instead of)
in practice uygulamada
in prison mahkum
in private özel olarak
in progress devam etmekte olan, sürmekte olan
in public alenen, açıkça, ulu orta yerde
in pursuit of #AD?
in reality in fact aslında, doğrusu
in relation to — ile ilgili olarak
in reply to in response to in an answer to cevap/karşılık olarak
in reproach sitemle, yakınarak, şikayet edercesine
in respect of in relation to —- ile ilgili olarak
in respect/regard to with respect/regard to — konusunda
in response to in reply to in an answer to cevap/karşılık olarak
in return for karşılığında (in exchange for )
in season mevsiminde (elma, muz vb), turfanda olmayan
in secret gizli bir şekilde
in self-defence nefsi müdafaa olarak, kendini savunmak amacıyla
in short özetle (in brief / in summary )
in sight görünürde, görünebilir (visible)
in silence sessizce
in store for — yı bekleyen, (yapılmayı) bekleyen
in succession in a row artarda, peş peşe
in tears ağlamaklı, ağlayan
in terms of — nın açısından, —- e bakımından (with respect to)
in the absence of — nın yokluğunda
in the air muallakta, henüz net bir karar çıkmamış
in the broad daylight güpe gündüz
in the case of — durumunda
in the circumstances normal şartlar altında
in the country kırsal kesimde, şehir merkezinden çok uzak
in the course of — esnasında, —- sırasında
in the event of — olduğu durumda
in the existence of in the presence of — nın varlığında/huzurunda
in the face/teeth of — karşısında, — e rağmen
in the habit of alışkanlığına sahip, yapmaya alışkın
in the limelight çok ilgi gören, çok göze batan
in the long run uzun vadede
in the mean time bu arada, bu süre zarfında
in the middle of — nın ortasında
in the middle of nowhere uçsuz bucaksız bir yerde
in the name of — nın adına, — nın emriyle (God,The king vb)
in the open açık alanda (out of doors)
in the presence of in the existence of nın varlığında, nın huzurunda
in the short run kısa vadede
in the suburbs varoşlarda, kenar mahallede
in the wake of — nın ardından, — nın akabinde (savaş, felaket vb)
in theory teoride, teorik olarak
in time vaktinden biraz önce (on time just IN time tam vaktinde )
in touch with irtibat halinde
in trouble başı belada
in tune ahenkli
in turn sırayla
in vain boşuna, boş yere (of no avail)
in view of — yı düşünerek, — yı göz önüne alarak
in vogue in fashion moda olan
in/out of keeping with — ya uygun olarak, — ya uymayan
in/with the hope of — umuduyla
inadequate yetersiz
incautiously – impetuously dikkatsizce
incessant sürekli
incessantly – sporadically (ant.) sürekli olarak
inclusive kapsayan
incompetent beceriksiz, kabiliyetsiz
incompetently – ineptly beceriksizce, acemice
inconsiderately – thoughtlessly düşüncesizce
incorrectly – erroneously yanlış olarak
increase çoğaltmak
increasingly – progressivelymore giderek, gitgideartarak
incredible inanılmaz
indecently – offensively edepsizce, ahlaksızca
indecisively – irresolutely kesin olmayarak
indefinitely – adinfinitum süresiz olarak
independently – autonomously bağımsız olarak
index sıralamak
indifferent to kayıtsız, ilgisiz
indifferently – uncaringly ilgisizce
indispensable to vazgeçilmez
indisputably – unquestionably tartışmasız bir şekilde
individually – separately ayrı ayrı
indoctrinate öğretmek
inestimable paha biçilmez
inevitably – unavoidably kaçınılmaz biçimde
infamous for kötü ( notorious)
infectious bulaşıcı, mikroplu
infectiously – bulaşıcı olarak
inferentially – imalı bir şekilde
infinite sonsuz, bitmez tükenmez
inflammatory iltihaplı
influence etkilemek
inform haberdar etmek
ingenious dahi
ingenuous açık, saf
inherently – innately doğal olarak
initially – originally başlangıçta
initiate başlatmak
injured incinmiş
innocent of masum
innovate buluş yapmak
inside out giysinin ters yüzünü giymek
insidious sinsi
insistent ısrarcı
inspect denetlemek
inspire ilham vermek
install yerleştirmek
instead of — nın yerine (in place of)
instigate kışkırtmak
instil fikir aşılamak
institute kurmak
instruct bilgi vermek
instrument çalgı çalmak
insure garantilemek
integrate bütünleşmek
intelligent zeki
intelligently – cleverly akıllıca
intelligibly – comprehensibly anlaşılır biçimde
intense yoğun
intensely – strongly yoğun bir şekilde
intensive yoğun
intentional kasıtlı
intentionally – deliberately bilebile, kasıtlı olarak
interface sınırlı olmak
internal iç, dahili
interpret yorum yapmak, tercümanlık yapmak
intervene arada olmak
interview röportaj yapmak
introduce tanıştırmak
introvert içine kapanık
invalid (1) geçersiz (2) kötürüm, sakat
invaluable paha biçilmez
invariably – perpetually sürekli olarak, hiç şaşmadan
invent icat etmek
inventory sayım çizelgesi yapmak
invest yatırım yapmak
investigate soruşturmak
invisible görünmez
involve içermek
inwardly – secretly içeride
iron out uzlaşmak, sorunu halletmek
irrelevant to ilgisiz, alakasız
irresistible karşı konulmaz, dayanılmaz derecede cazip
irrespective of — e bakılmaksızın, — e rağmen (regardless of)
irreversible geri dönüşümsüz, kurtarılamaz (hasar, zarar vb)
irritating sinir bozucu
jealous of kıskanç
join in katılmak (participate in take part in)
join in katılmak (participate in take part in)
jot down take down copy down write down not almak, kaydetmek
joyfully – merrily neşeyle
judge değerlendirmek
judging from — den yola çıkarak, — e bakılırsa
juggle hile yapmak
juicy sulu
jump out of one’s skin ödü patlamak, çok korkmak
jump to a conclusion erken (iyi düşünmeden) sonuç çıkarmak
Just a moment/minute! Bir saniye/dakika lütfen!
justify haklı çıkarmak
keen on düşkün, hevesli
keep korumak
keep abreast of yeni gelişmeleri öğrenmek, olup biteni öğrenmek
keep ahead of somebody birini geride bırakmak, önde gitmek
keep away (from) uzak durmak
keep away (from) uzak durmak
keep in touch with get in touch with irtibata geçmk, bağlantı kurmk
keep in touch with get in touch with irtibata geçmek, bağlantı kurmak
keep on carry on yapmaya devam etmek, yapadurmak (continue)
keep on eye on göz kulak olmak
keep out — den uzak durmak, girmemek
keep to stick to sadık kalmak, bağlı kalmak (diyete, söze vb)
keep up with catch up with hızına/seviyesine yetişmek
keep up with catch up with hızına/seviyesine yetişmek
kick out kovmak, kıçına tekmeyi basmak
kick the bucket gebermek
kindle tutuşturmak
knock out (1) darbe indirip bayıltmak (2) şık elemek
knock somebody down birine çarpıp devirmek
knock somebody down birine çarpıp devirmek
knock something down (1) yıkmak (demolish) (2) devirmek
knock something down (1) yıkmak (demolish) (2) devirmek
know like the back of one’s hand bir yeri avucunun içi gibi bilmek
knowledgeable bilgili
lately – newly son zamanlarda, yakınlarda
later in the day günün ilerleyen saatlerinde
later on daha sonra
laugh about bir olay aklına geldikçe gülmek
laugh off gülüp geçmek
launch piyasaya sürmek, hızla atmak
lax with esnek, yumuşak (kişi)
lay down kural koymak
lay off işten çıkarmak (dismiss)
lazy tembel
lead yönetmek
lead a modest life (1) mütevazi bir hayat yaşamak (2) fakir olmak
learn öğrenmek
leave out count out hariç tutmak, dahil etmemek
leave somebody alone (1) birini rahat bırakmak(2)birini yalnız bırakmak
leave somebody to his own devices birini kendi haline bırakmak
lecture konferans vermek
legible okunaklı yazı
legitimate yasal olmak
let alone DO —- bir yana, —- yapmak şöyle dursun, — bunu bırak
let down yüzüstü bırakmak, hayal kırıklığına uğratmak
let in (1) içeri buyur etmek (2) emmek, soğurmak (absorb)
let in on haberdar etmek, bilgilendirmek
let out serbest bırakmak (realease)
let up yağmurun dinmesi (cease)
lethal öldürücü (silah, gaz vb)
lethargic enerjik olmayan, bitkin
leverage etkilemek, kontrol etmek
liaison bağlantı
lie in ambush pusuya yatmak
lift yükseltmek
light hafif
like two peas in a pod bir elmanın iki yarısı gibi
likely to meyilli, yatkın
listen dinlemek
listen in konuşulanlara kulak kabartmak (overhear)
listless yorgun, bitkin
literal hakiki, gerçek (anlam)
literally – accurately harfi harfine
live off sırtından geçinmek
live on feed on ile beslenmek, ile geçinmek
live on the dole işsizlik maaşı ile geçinmek
live up to (expectations) beklentiye cevap vermek
lively neşeli, hayat dolu
lively (adj.) – energetic canlı, neşeli
locate yerini öğrenmek
log/document kaydetmek deftere
logical mantıklı
longing özlem duyan, hasret çeken
look after ilgilenmek, bakımını üstlenmek
look down on aşağılamak
look forward to dört gözle beklemek, sabırsızlanmak
look forward to dört gözle beklemek
look forward to dört gözle beklemek
look into araştırmak
look out (for) watch out (for) dikkatle bakınmak, aramak
look out (for) watch out (for) dikkatle bakınmak, aramak
look up aramak (sözlükten, ansiklopediden kelime, bilgi vb)
look up to saygı duymak
look up to saygı duymak
loose gevşek
lose count of sayısını unutmak
lose count of sayısını şaşırmak
lose favour with birisinin gözünden düşmek
lose one’s consciousness bayılmak, bilincini kaybetmek(faint)
lose one’s temper öfkelenmek, sinirlenmek
lose touch with birisiyle irtibatı koparmak/kaybetmek
lose track of birinin/bir şeyin izini kaybetmek
lovely sevimli, hoş
loyal to sadık, vefalı
luckily – fortunately şanslı şekilde
ludicrous saçma, komik
luxurious lüks
magnified büyütülmüş
mainly – primarily çoğunlukla
maintain sürdürmek
make a bare living kıt kanaat geçinmek
make a comment on bir konuda yorum yapmak
make a fire ateş yakmak
make a fuss about sık boğaz etmek, üzerine çok düşmek
make a good point iyi bir konuya değinmek
make a living earn a living geçinmek, hayatını kazanmak
make a recovery from iyileşmek ( get over )
make allowances for göz önünde bulundurmak, hesaba katmak
make contact with keep/get in touch withbirisiyle irtibata geçmek
make contact with kontak kurmak
make do with — ile idare etmek, yetinmek (para vb)
make ends meet iki yakayı bir araya getirmek
make for leave for head for — e doğru gitmek
make friends with birisiyle arkadaşlık kurmak
make fun of birisiyle dalga geçmek, birisiyle alay etmek
make most of en iyi şekilde faydalanmak (make the best of)
make oneself home kendini evinde gibi hissetmek
make out (1) anlamak (figure out) (2) gözleriyle seçebilmek
make room for yer açmak
make room for yer açmak
make sense of anlamak, — den mana çıkarmak
make sense of anlamak
make somebody redundant birini ihtiyaç fazlası görüp işten kovmak
make something public bir şeyi kamuoyuna açıklamak, izah etmek
make up (1) uydurmak (fabricate) (2) oluşturmak (form, constitute)
make up for telafi etmek (compensate for)
make up for telafi etmek (compensate)
make up for telafi etmek (compensate)
make up to yalakalık yapmak (flatter)
make up to yalakalık yapmak (flatter)
make up with barışmak
make use of istifade etmek, yararlanmak (take advantage of)
manage başarmak
maneouvre manevra yap(tır)mak
manipulate elle işlemek, beceriyle kullanmak
map haritasını çıkarmak
market pazarlamak
massive kocaman
master e hakim olmak
masterly – ustaca
mature olgun (insan için)
mean cimri
measure ölçmek
mediate arabuluculuk etmek
meetwith biriyle tanışmak
mentor akıl hocası
merciless acımasız
mercilessly – ruthlessly acımasızca
merely – only sadece
messy dağınık
metaphorical mecazi (anlam)
meticulous titiz, işini özene bezene yapan, kılı kırk yaran
meticulously – painstakingly kılı kırk yararak
mildly – gently ılımlı bir şekilde
Mind your own business! Sen kendi işine bak!
minimize azaltmak
miraculously – astoundingly mucize eseri
mischievous yaramaz (unruly)
miserable üzgün , neşesiz
miserly cimri
miss out (on) unutmak, gözden kaçırmak, dahil etmeyi unutmak
miss out (on) unutmak, gözden kaçırmak, dahil etmeyi unutmak
miss out on an opportunity fırsatı kaçırmak
model modellik yapmak
moderately – reasonably ılımlı bir şekilde
modest mütevazı ( humble)
modest alçakgönüllü, mütevazı ( humble)
modify değiştirmek
momentous hareketli
monitor kontrol etmek
moody morali bozuk, keyifsiz
moreover furthermore also ayrıca, bunun yanı sıra, üstüne üstlük
mortal ölümlü, fani
motionless hareketsiz
motivate motive temek, harekete geçirmek
mouldy küflü
mournfully – somberly kederli bir şekilde
mourningly – kederlice
muddy çamurlu
mutual karşılıklı, ortaklaşa
mutually – reciprocally karşılıklı olarak
naïve saf insan ( trusty)
narrow dar
nasty baş belası, kıl
native to yerli, yerel, yöreye has
naturally – obviously doğal olarak
naughty yaramaz ( mischevious)
navigate yönlendirmek, gemi yolc. yapmak
nearly – practically neredeyse
neat temiz, derli toplu (oda vb)
necessary gerekli
needless gereksiz
neglectful ihmalkar
negligible az, önemsiz
negotiate uzlaştırmak
nervous gergin
nervously – apprehensively sinirli olarak
noble asil
nominate tayin etmek
nonsense saçma
Not that I am aware of Bildiğim kadarıyla hayır!
notably – remarkably özellikle
notorious (for) kötü ünlü (infamous)
nourishing besleyici
now and again at times from time to time zaman zaman
nutritious besleyici
obedient itaatkar
obnoxious sevimsiz, itici
obscure gizli, belirsiz
obscure anlaşılması zor, gizli, belirsiz
obscurely – vaguely anlaşılmayacak şekilde
observe dikkat etmek
obsolete modası geçmiş
obstinate inatçı
obtain içermek
obvious açık, bariz
occasional sıradan, her zamanki
odourless kokusuz
of age reşit olmuş, 18 yaşından büyük X under age reşit olmamış
of no avail futile beyhude, boşuna, faydasız (in vain)
off and on on and off kesintili, zaman zaman
off duty görev başında olmayan, izinli
offensive (1) kırıcı, gücendirici (2) müstehcen (3) saldırgan
offer teklif temek
offer somebody bribes birine rüşvet teklif etmek
on (that) date o tarihte
on a cruise kısa deniz yolculuğunda
on a diet perhizde, diyette, rejimde
on a large scale büyük ölçüde
on a tour/trip turda, gezide (iş gezisi vb)
on account of — den dolayı, — nın yüzünden
on air yayında (radyoda, televizyonda)
on all fours dört ayak üzerinde
on an empty stomach aç karınla, boş mideyle
on an expedition keşif gezisinde
on arrival varınca, olaşınca
on average ortalama
on board binmiş, yüklenmiş (trene, uçağa vb. )
on fire yanmakta olan (bina vb )
on foot yürüyerek (by walk)
on good/friendly terms with birisi ile iyi geçinmek
on guard nöbette
on his way (to) — e doğru giderken, — nın yolunda (eve, okula, vb )
on holiday tatilde
on leave izinde, izne çıkmış
on loan ödünç olarak, borç para / ödünç verilen (kitap, kaset )
on my own kendi başına
on no account asla (under no circumstances)
on occasions bazen, zaman zaman
on purpose kasten, maksatlı
on sale indirimli (for sale satılık )
on sight görür görmez
on strike grevde, greve çıkmış
on television televizyonda
on the agenda gündemde
on the alert tetikte
on the basis of on the strength of — e dayanarak
on the brink/point of — nın eşiğinde, — nın ucunda (yok olmanın vb)
on the contrary tam aksine, tersine
on the decrease azalan, düşüşe geçmiş X on the increase
on the dot tam vaktinde
on the hour saat başı
on the increase artan, yükselişe geçmiş X on the decrease
on the other hand diğer taraftan, öte yandan
on the outskirts şehrin eteklerinde
on the phone telefonda konuşmak, telefona sahip olmak
on the point of — mek üzere olmak (be about to do)
on the spot hemen, derhal (on the spot decision anlık verilen karar)
on the spur of the moment anlık verilen karar vb
on the strength of -e dayanarak (delil, teori, kanıt vb )
on the tip of one’s mind/tongue dilimin ucunda
on the verge of on the edge of kenarında, eşiğinde
on the whole genel olarak konuşmak gerekirse (in general)
on vacation tatilde, tatile çıkmış (on holiday)
on/in behalf of — nın adına/namına
once again once more bir daha, yeniden
once in a blue moon once in a while kırk yılda bir
one by one teker teker, birer birer
open up (to) birine açılmak
open up (to) birine açılmak
operate ameliyat etmek, işletmek
optimistic iyimser
optimize iyimser olmak
optional seçmeli
orchestrate uyarlamak
order düzenlemek
ordinary sıradan
ordinary sıradan
organize örgütlemek
originate başlatmak
orphan yetim
out of breath nefes nefese
out of control kontrol dışı
out of curiosity out of interest sırf meraktan, merak ettiği için
out of danger emniyette, tehlikeden uzak
out of date tarih, geçmiş
out of debt borcu olmayan
out of doors açık alanda yapılan etkinlik
out of fashion demode olan
out of interest out of curiosity sırf meraktan, merak ettiği için
out of job between jobs işsiz
out of kindness sırf nezaketten/kibarlıktan dolayı
out of luck (1) talihsiz, şanssız (2) sırf şans eseri
out of order bozuk, dağınık
out of place olmadık yere konmuş eşya, bulunduğu yere ait olamayan
out of practice elini eteğini çekmek / antrenmansız olmak
out of print artık basılmayan, tedahülden kalkmak
out of reach ulaşılamayan X (within reach ulaşılabilir mesafede)
out of season serada yetişmiş, turfanda (elma, muz vb)
out of sight gözden kaybolmak, görünmez (invisible)
out of the ordinary sıra dışı, olağanüstü (extraordinary)
out of the question imkansız X (in question söz konusu )
out of tune ahenksiz, detone (şarkı vb)
out of use artık kullanılmayan (disused)
out of work işsiz (off work izne çıkmış on leave)
outmaneouvre etkili hareket etmek
outspoken açık sözlü
outwardly – externally dışa dönük bir şekilde
overcome Üstesinden gelmek
oversee göz kulak olmak
painfully – agonizingly ıstırap vererek
painstaking çok titiz, özenle yapılan
paint boyamak
paralysed felçli
part with — den ayrılmak
partial kısmen
partially – partly kısmen
participate katılmak
particularly – chiefly özellikle
pass geçmek
pass away ölmek (die)
pass out bayılmak (faint)
passionate tutkulu, ihtiraslı
passive pasif
patient sabırlı
patiently – good-naturedly sabırla
pay a compliment on iltifatta bulunmak
pay a compliment to somebody on something iltifatta bulunmak
pay attention to dikkat etmek
pay off (1) rüşvet vermek/yedirmek (buy off) (2) haraç vermek (3) borcunu kapatmak, tüm borcunu ödemek
peace and quiet huzur ve sükunet, sessiz ve sakin
peaceful (1) huzurlu, sakin (2) barışsever
peacefully – serenely huzurlu bir şekilde
peculiar olağandışı
peculiarly – strangely acayip şekilde
pedentic gereksiz işlerle uğraşan
penetrate in içine girmek
perceive algılamak
perfect kusursuz
perfect mükemmelleştirmek
perfectly – absolutely mükemmel bir şekilde
perform rol oynamak, yapmak
perilous tehlikeli
perishable çabuk bozulan (yiyecek)
permanent kalıcı, sürekli
permit izin vermek
perpetually – everlastingly daima
persistently – indefatigably inatla
persuade inandırmak
persuasive ikna edici
pervasive istilaedici
pessimistic kötümser
photograph fotoğrafını çekmek
pick out seçmek (select)
pick up (1) anlamak, kavramak (2) birini/bir şeyi bir yerden almak (3) iyileşmek, şifa bulmak (4) (dolmuşa, oto vb) yolcu almak
pilot klavuzluk yapmk
pioneer öncülük etmek
pitiless acımasız
place koymak, yerleştirmek
placidly – gently nazikçe
plain yalın, sade
plainly – straightforwardly açıkça
plan planlamak
play oynamak
play a trick on kandırmak, aldatmak ( deceive)
play a trick on kafaya almak, alay ederek tuzağa düşürmek
play down küçümsemek, alay etmek, hafife almak
playacentralrole merkezi bir rol oynamak
playakeyrolein anahtar bir rol oynamak
playanearlyrole erken bir rol oynamak
pleadingly – yalvararak
pleasant hoş, güzel (şey)
pleasantly – agreeably hoş bir şekilde
pleased memnun, hoşnut
plentiful çok
point out call attention to draw attention to vurgulamak, dikkati çekmek
pointless saçma, manasız
poisonous zehirli
polite kibar , nazik
polluted kirli
portable portatif, taşınabilir
portionate orantılı
position yerleştirmek
potentially – imkan dahilinde
pour down sağanak yağış
practical mantıklı, pratik
practically – virtually hemen hemen
precise eksiksiz, yanlışsız, tam
precisely – exactly tam olarak
predict önceden bildirmek
predictable tahminedilebilir
preferably – ifpossible tercihen
prejudiced (against) ön yargılı
prepare hazırlamak
prescribe tavsiye etmek
present tanıtmak
preserve devam ettirmek
preside yönetmek
presumably – mostprobably muhtemelen
prevent engellemek
previous önceki
previously – beforehand önceden
priceless paha biçilmez
primitive ilkel
principal başlıca
print yazdırmak
private özel, hususi
privately – confidentially özel olarak
probable muhtemel
process bilgisayarda denetlemek
procure kazanmak
produce Üretmek
profit kar etmek
profitable karlı, kar getiren
profoundly – intensely derinden, çok
program programlamak
progressively – increasingly aşamalı olarak
project yöneltmek
prominently – outstandingly egemen, baskın bir şekilde
promote terfi ettirmek
prompt ani, çabuk
proofread yanlışları düzeltmek
proper adam akıllı, doğru düzgün
properly – correctly uygun şekilde
prophecy kehanet
proportionally – orantılı olarak
propose önermek
pros and cons bir durumun olumlu ve olumsuz yanları
prospect araştırmak
protect korumak
proud of gurur duyan
prove kanıtlamak
provide sağlamak
publicize halka tanıtmak
publicly alenen, herkesin içinde
publicly – openly alenen
publish yayınlamak
pull through şifa bulmak, iyileşmek (pick up)
Pull yourself together! Toparlan ! Kendine gel ! Kendine mukayyet ol !
purchase satın almak
pure saf, berrak (su vb)
purely – merely sadece, yalnız
purposeful amaçlı, kasıtlı
pursue peşini bırakmamak
put aside cast aside save up para biriktirmek, kenara para koymak
put away düzenlemek, derlemek, toplamak
put blame on suçlamak, suçu üzerine atmak
put curse on lanetlemek
put down tell off rezil etmek/fırçalamak
put faith in inanmak, güvenmek
put forward put forth öne sürmek, söz konusu yapmak
put into practice uygulamaya koymak, yürürlüğe koymak (fulfil)
put matters right işleri yoluna sokmak
put off ertelemek/midesini bulandırmak/konsantresini bozmak
put on giyinmek/kilo almak
put out söndürmek
put pressure on baskı uygulamak ( urge/force )
put somebody at ease birinin içine su serpmek (relieve)
put through telefona bağlanmak
put up ağırlamak/baş üstüne koymak/monte etmek/fiyat artırmak
put up with katlanmak, tahammül etmek (tolerate)
put up with hoşgörülü olmak/ katlanmak
put up with hoşgörülü olmak/ katlanmak
put/lay emphasis on vurgulamak, dikkat çekmek
quadruple dört katı olmak
question soru sormak
quickly – swiftly çabuk, acele bir şekilde
quiet sessiz, sakin
quiet down sessiz olmak, sesini kesmek
quote fiyat vermek
racist ırkçı
raise doğmak, yükseltmek
ramrod inat etmek
random rasgele, tesadüfi
randomly – haphazardly rast gele
rank sıralamak
rapidly – hurriedly hızlıca
rare ender
readily – eagerly hemence, isteyerek
realize farkına varmak
reason sebep olmak
reasonable makul, mantıklı
reasonably – sensibly oldukça
receive almak, kabul etmek
receive a blow darbe almak, darbe yemek
reckless dikkatsiz/pervasız
recklessly – heedlessly dikkatsizce, pervasızca
recognize farkına varmak
recommend tavsiye etmek
reconcile barıştırmak
reconstruct yeniden kurmak
record kayıt yapmak
recruit işe almak
rectify iyileştirmek
redistribute tekrar paylaşmak
reduce zayıflamak, azaltmak
redundant artık işe yaramayan
reenlist yeniden askere almak, işe alma
re-evaluate tekrar değerlendirmek
refer atıfta bulunmak
refine arıtmak
refugee mülteci
regain one’s consciousness ayılmak, kendine gelmek (come round)
regardless of irrespective of — e rağmen, — e bakılmaksızın
regularly – recurrently düzenli olarak
regulate düzene sokmak
rehabilitate ıslah etmek
rejuvenate gençleştirmek
relate ilişkilendirmek
related to (1) akraba (2) ilgili
relative göreceli, nispeten
relatively – somewhat nispeten
relay naklen yayınlamak
release somebody on bail birini kefaletle serbest bırakmak
relentless hummalı, aralıksız
relentlessly – unremittingly merhametsizce
reliable güvenilir
reliably – dependably güvenilir şekilde
relieved içi rahatlamış
reluctant about çekingen , isteksiz
reluctantly – grudgingly gönülsüzce
remarkable kaydadeğer, önemli
remarkable kayda değer, önemli
remarkably – extraordinarily dikkate değer biçimde
remove silmek
render ifa etmek
renegotiate yeniden uzlaşmak
renounce terk etmek, vazgeçmek
renovate yenilemek
reorganize yeniden organize etmek
repair tamir etmek
replace yer değiştirmek
report rapor etmek, haber yazmak
represent simgelemek, temsil etmek
repulsive iğrenç
request gerektirmek
require dilemek istemek
research araştırmak
resolutely – determinedly azimle
resolve tekrar çözmek
resourceful maharetli, kabiliyetli
respectful saygılı
respective sırayla
respectively – correspondingly sırası ile
respond yanıtlamak
responsible sorumlu
restless huzursuz
restore yenilemek
restricted (to) sınırlı
restrictedly – sınırlı bir şekilde
restructure yeniden tasarımlamak
retrieve geri almak
revamp yenilemek, değişiklik yapmak
review eleştirmek
revise gözden geçirmek
revitalize güçlendirmek
revive yeniden canlandırmak
revolve (about) etrafında dönmek
rewrite yeniden yazmak
rigid sert, kaskatı
rigorous (1) gayretli (2) zahmetli
rip off kazıklamak (overcharge)
ripe olgun (meyve)
risk tehlikeye atlamak
ritual törensel
romantic romantik
roomy ferah, geniş (oda)
rotten çürük
rough kaba, pürüzlü
roughly – approximately kabaca
rude kaba
rude kaba
rugged engebeli
rule out göz ardı etme, saymama, dahil etmeme (exclude, eliminate)
run a business bir işletmeyi/iş yerini idare etmek/yönetmek
run a high fever ateşler içerisinde yanmak, çok ateşi çıkmak
run across come across tesadüfen rastlamak
run for presidency başkanlığa adaylığını koymak
run into (1) tesadüfen karşılaşmak (come across) (2) bir yere veya bir şeye çarpmak (bump into)
run off fotokopi ile çoğaltmak (duplicate)
run out tükenmek (expire)
run out of time/money zamanın/paranın vb tükenmesi, bitmesi
run over arabayla ezmek
rush in alel acele içeri girmek
rush out alel ecele dışarı çıkmak
rusty paslı
ruthless acımasız
safe emin
safe and sound sağ salim, kazasız belasız (intact)
safely – safeandsound güvenli bir şekilde
salvage mal kurtarmak
sanitary hijyenik, temiz
satisfactorily – acceptably tatmin edici biçimde
satisfactory memnuniyetverici
satisfy memnun etmek
satisfying (1) tatmin edici (2) doyurucu (yemek)
save kurtarmak
save (money/time) saklamak
scared korkmuş
scary korkunç, korkutucu
schedule saatini saptamak, listeye kaydetmek
score skoru yazmak
scornful hor gören, küçümseyen
screen perdelemek, elemek
scruffy pasaklı, derbeder kılıklı
secret gizli
secretive ağzı sıkı kişi
secure güvenli
secure güvenceye almak
securely – firmly güvenle, kesin olarak
sedative yatıştırıcı
see off wave off uğurlamak
see through (1) birinin iç yüzünü/niyetini anlamak (2) durumun/olayın iç yüzüne vakıf olmak, olup biteni iyi anlamak
select seçmek
self-finance kendi kendine finanse etmek
selfish bencil
sell out satıp tüketmek (2) çok satıp tükenmek (kaset, kitap vb)
send for (doktor, muslukçu vb) çağırtmak
sense hissetmek
sensible mantıklı
sensibly – prudently makul bir şekilde
sensitive hassas, duygusal
sensitively – sympathetically duyarlıca
sentence somebody to life imprisonment ömürboyu hapse mahkum etmek
sentimental duygusal
sentimentally – duygulu bir şekilde
separate ayrı yaşamak
serious ciddi
seriously – gravely ciddi bir şekilde
serve hizmet vermek
service bakımını sağlamak
set fire to ateşe vermek, kundaklamak (arson)
set off (1) yola çıkmak (set out) (2) başlatmak (launch)
set out (on) set off yola çıkmak, yolculuğa çıkmak
set out (on) set off yola çıkmak, yolculuğa çıkmak
set somebody free birini serbest bırakmak
set up kurmak
settle down hızlı bir hayat tarzından elini eteğini çekmek, durulmak
settle in yerleşmek
setup kurmak
severely – sternly sert, ciddi bir sekilde
sew dikiş dikmek
shabby kılıksız, pasaklı
shallow sığ , derin olmayan
shallow sığ, derin olmayan
shameful utanç verici
shameless utanmaz
shape biçimlendirmek
share paylaşmak
sharp keskin
sharpen kesinleştirmek
shed light on aydınlatmak, açığa kavuşturmak (bring into light)
shift değiştirmek
shiny parlak
ship göndermek
shortly – soon yakında, kısaca
show göstermek
show around etrafı gezdirmek
show off hava atmak
show up turn up çıkagelmek, varmak (partiye, derse vb)
shy utangaç
shy away (from) çekinmek, — den utanmak
shyly – timidly ürkekçe
sign işaretlemek
significant (1) önemli (2) anlamlı
silly aptal
simplify kolaylaştırmak
simply – purely sadece
simultaneously – concurrently eşzamanlı
sincere samimi, içten, candan
sketch tarif etmek
skilful becerikli , yetenekli
skillfully – proficiently becerikli bir biçimde
sleep like a log kütük gibi uyumak
slightly azıcık, hafiften
slightly – considerably (ant.) hafifçe
slippery kaygan (yol)
slow down yavaşlamak
slowly – leisurely yavaşça
slyly – furtively sinsice
smart (1) şık (2) zeki
smoke like a chimney çok fazla sigara içmek, tiryaki olmak
smooth pürüzsüz
smooth düz, pürüzsüz
smoothly – effortlessly sorunsuz olarak
so as to in order to in an attempt/effort to — mek için
sociable sosyal , cana yakın
soft yumuşak
solace avutmak
solely – exclusively sadece
solid katı
solidify sağlamlaştırmak
solve çözmek
sorrowful üzüntü verici
sorrowfully – regretfully hazinbir şekilde
sort sınflamak
sort out problem çözmek/sınıflandırmak
sour (1) ekşi (yemek) (2) acıyan, ağrıyan (boğaz, ayak vb)
spacious ferah, geniş ( roomy)
spark kışkırtmak
sparse seyrek
sparsely – thinly seyrek olarak
speak konuşmak
speak for — nın adına konuşmak
speak ill of birisi hakkında atıp tutmak, kötü konuşmak
speak out itiraf etmek (confess)
speak up konuşurken sesini yükseltmek
speak with a stammer kekeleyerek konuşmak, kekelemek
spearhead öncü olmak
specify açıkça belirtmek
spectacular görkemli
spell out (TBMM, AIDS, UFO gibi kısaltmaları) açılımını yazmak
spiritual (1) ruhsal (2) manevi
spiteful kinci, kin güden
splendid görkemli, muhteşem
spongy süngerimsi
spontaneously – onimpulse kendiliğinden
stabilize sağlamlaştırmak
stable (1) dayanıklı (zemin) (2) istikrarlı, iyi giden (ekonomi)
staff eleman sağlamak
stagnant (1) durgun, ilerlemeyen (ekonomi) (2) pislikten olayı akmayan, durgun (nehir/göl suyu gibi)
stale bayat
stand for temsil etmek, anlamına gelmek (UFO stands for “Unidentified Flying Object”
stand out kabak gibi sırıtmak, göze çarpmak
start başlamak
stay aloof to birine veya bir şeye soğuk durmak, sıcak bakmamak
steadily – progressively düzenli bir şekilde
steady istikrarlı, devamlı
step by step adım adım, yavaş yavaş
step down istifa etmek (resign)
stick to keep to sadık kalmak, bağlı kalmak (diyete, söze vb)
stick to the subject konuya sadık kalmak, konudan sapmamak
stiff sert, katı
stimulate harekete geçirmek
stimulating uyarıcı
stingy cimri
stop durmak
straight düz
straighten düzeltmek
strange tuhaf, garip, acayip
streamline verimlilik düzeyini arttırmak
strengthen güçlendirmek
strenuous yorucu ( tiring)
strict with sert/katı tutumlu kişi
strike up a friendship with somebody birisiyle arkadaşlık kurmak
structure yapılandırmak
stubborn inatçı
study çalışmak, incelemek
stupid aptal
stupidly – unwisely ahmakça
sturdy dayanıklı
submissive itaatkar ( obedient)
substantially – considerably önemli ölçüde
substantiate kanıtlamak
substitute yerine geçmek
succeed başarmak
successful başarılı
successive art arda
successively – consecutively arka arkaya
succinctly – concisely kısaca
sudden hemen, ani
sufficient yeterli ( adequate)
sufficiently – amply yeterlibir şekilde
suggest önermek
suitably – duly uygun şekilde
summarize özetlemek
superficial yüzeysel
superficially – seemingly yüzeysel olarak
supervise denetlemek
supply tedarik etmek
support desteklemek
surely – certainly muhakkak
survey incelemek, teftiş etmek
susceptible to kolay etkilenen, hassas ( vulnerable to)
suspicious of şüpheli
sustain güçlendirmek
sweet tatlı, hoş
swift çabuk, acele
switch/turn on çalıştırmak, açmak (elektrik vb)
symbolize sembolize etmek
synthesize sentezle birleştirmek
systematize sistemleştirmek
tabulate çizelgelemek
tactful düşünceli, nazik
tactless patavatsız, düşüncesiz
tactlessly – crassly patavatsızca
take a nap şekerleme yapmak, uyumak
take advantage of istifade etmek, yararlanmak ( make use of )
take after look like benzemek (resemble)
take bribes birine rüşvet yedirmek
take care of ilgilenmek, bakımını üstlenmek ( look after )
take charge of devralmak ( take over )
take down jot down copy down write down not almak, kaydetmek
take in (1) elbise daraltmak (2) anlamak (3) birini kandırmak
take into account/consideration hesaba katmak, düşünmek
Take my word for it! Benim nasihatime kulak ver!
take no notice of kale almamak, iplememek ( ignore )
take off kıyafet çıkarmak/uçak-havalanmak/kilo vermek/taklit etmek/malın piyasadan kalkması
take offence alınmak, gücenmek, gücüne gitmek (resent)
take on üstlenmek (sorumluluk) (assume)
take one’s mind off kafayı dağıtmak, kafayı dinlemek
take out pull out diş çekmek/çöpü dışarı atmak
take over take charge of devralmak
take over take charge of devralmak
take part in katılmak ( participate in join in )
take pleasure in den hoşlanmak/zevk almak (derive pleasure from)
take pride in gurur duymak ( be proud of )
take pulse bir hastanın nabzını ölçmek
take revenge on intikam almak
take somebody by surprise catch somebody by surprise şaşırtmak
take somebody/something as he/it is birini/birşeyi olduğu gibi kabul etmek
take temperature bir hastanın ateşini ölçmek
take the day/week off (bir günlük/haftalık) izne çıkmak
take to istemek, arzulamak
take up (with) hobi edinmek,yer zaman kaplamak
take up (with) hobi edinmek,yer zaman kaplamak
Take your time! Rahatına bak! Daha bol bol vaktin var!
takecharge of sorumluluğunu üstlenmek
takethelead liderliği ele geçirmek
talented yetenekli , maharetli
talk konuşmak
talk behind somebody’s back birinin dedikodusunu yapmak
talk into ikna etmek (persuade)
talkative konuşkan, geveze
tamed evcil hayvan
taskwith/to görevlendirmek
tasteful zevkine düşkün
tasteless tatsız, zevksiz
tasty lezzetli
teach öğretmek
tear down pull down knock down yıkmak, yerle bir etmek
tear out defterden sayfa koparıp çıkarmak
tear up yırtmak, parça pinçik etmek
tedious sıkıcı ( boring)
tell the difference between arasındaki farkı anlamak
temporary geçici
tenant kiracı
tend eğilim göstermek
tender yumuşak
tender hassas, yumuşak
tenderly yumuşak kalpli ( merciful)
tenderly – affectionately şefkatle
tense gergin
terrible korkunç
terribly – appallingly korkunç, müthiş bir şekilde
terrific muhteşem
terrific harikulade, muhteşem
terrified korkmuş
test test etmek
the chances are that it is likely that muhtemeldir ki, galiba —
the cost of living hayat pahalılığı
the other day bir kaç gün once, geçenlerde ( a few days ago)
There is no point/sense in + Ving — nın bir manası yok
thick kalın
thin ince
think over derin derin düşünmek
think up think out dream up yeni bir şeyler düşünmek, akıl etmek
thirsty susamış
thorough kapsamlı, detaylı
thoroughly – completely tamamen
thoughtful düşünceli, nazik
thoughtlessly – tactlessly düşüncesizce
throw away çöpe atmak
tidy tertipli , düzenli
tighten sıkılaştırmak
tightly – firmly sıkıca
time zamanlamak
timid korkak, çekingen
timidly – apprehensively ürkekçe
tiny küçücük, mini
tip off bilgilendirmek (inform)
To be honest To be frank doğrusunu söylemek gerekirse, dürüst olmak gerekirse
to the point konu ile ilgisi olmak
tolerantly – impatiently (ant.) toleranslı bir şekilde
touch on point out değinmek, vurgulamak (emphasize)
tough (1) sert (2) zor (iş)
train eğitmek
tranquil sakin, huzurlu, sessiz
transcribe uyarlamak
transfer çevirmek
transform dönüştürmek
translate tercüme etmek
transmit göndermek
travel yolculuk etmek
treat davranmak, elden geçirmek
treatable tedavisi mümkün
tremendous (1) muhteşem (2) kocaman
tremendously – enormously aşırı bir şekilde
triple üç kat artmak
troubleshoot sorunu bulup gidermek
truly – truthfully gerçekten
Try as you may/might,… Ne kadar uğrasırsan uğraş, …
try on üzerinde denemek (elbise, ayakkabı vb)
try out (metod, teknik, yol yordam vb) denemek
turn down (1) (televizyon, radyo vb) sesini kısmak (2) geri çevirmek, reddetmek
turn off kapatmak (çalışan bir makineyi/ışığı vb)
turn up ses açmak/varmak, ulaşmak
tutor özel öğretmen
twin ikiz
type daktilo kullanmak
ugly çirkin
ultimate en son
ultimately – eventually sonunda
unavailable mevcut olmayan
unbearable dayanılmaz
unbending eğilmez
unconsciously – instinctively bilinçsizce
uncover meydana çıkarmak
uncultivated işlenmemiş
undeniably – indisputably inkar edilmez bir şekilde
under age reşit olmayan, 18 yaşını henüz doldurmamış X (of age)
under arrest in detention göz altında, tutuklu
under discussion tartışılan
under guarantee garanti altında
under no circumstances hiç bir koşulda, asla (on no account)
under pressure baskı altında
under the disguise of — maskesi altında
under the heading of — başlığı altında
under the impression of — izlenimi edinmiş
under the influence of — nın etkisi altında
under the pretext of — bahanesiyle
under the weather morali bozuk (in a bad mood)
under/in the circumstances normal şartlar altında
understudy dublörlük yapmak, yedek aktör
undertake Üstlenmek
undoubtedly – unquestionably şüphesiz
uneven düz olmayan
unexpectedly – unpredictably ansızın
unhealty sağlığazararlı
unify birleştirmek
unimaginative hayalgücüdar
unique eşsiz, yegane
unit birleşme
unnatural garip
unnecessary gereksiz
unpleasantly – distastefully nahoş bir şekilde
unusual sıra dışı
unusual görünmedik, sıradışı
unusually – uncommonly nadiren
unwilling isteksiz
unwise ahmak, aptal
up to date up to now up to the present time şu ana kadar
update güncelleşmek
upgrade yükselmek
upset üzgün
upside down baş aşağı
urgently – straightaway acilen
use kullanmak
use up kullanıp tüketmek
useful faydalı, yararlı
usual herzamanki
utilize kullanmak
utter tamam, büsbütün
utterly – totally tamamen
vacant boş
vague belirsiz, net olmayan
vaguely – indistinctly belirsizce
vain kendini beğenmiş
valid geçerli
validate onaylamak
valuable değerli
valueless değersiz
variably – steadily (ant.) kararsız
varied çeşitli
vehemently – fervently şiddetle
vengeful intikamcı
verbalize açıklamak
verify doğruluğunu kanıtlamak
versatile çok yönlü, maharetli
vigilant uyanık, gözü açık
vigorous gayretle, canla başla
vigorously – robustly gayretli, yorucu bir şekilde
violent şiddetli
virtually – practically neredeyse, hemen hemen
visible görülebilir
vitalize yeniden hayata döndürmek
vitally – essentially hayati olarak
vivid canlı, akılda kalıcı, net
volatile uçucu (alkol)
voluntarily – willingly gönüllü bir şekilde
voluntary gönüllü
volunteerto/for gönüllü olmak
vulnerable to kolay incinir, hassas
wade geçmek
wait on birilerine hizmet etmek, servis yapmak
wake up uyanmak, uyandırmak
walk out bir şeyi/birisini protesto ederek bulunduğu yeri terk etmek
wander off the subject konudan sapmak
wash yıkamak
wasteful müsrif, israfçı
wastefully – lavishly savurgan bir şekilde
Watch your steps! Önüne bak! Adımlarına dikkat et!
wave off see off uğurlamak
wealthy zengin
wear away aşınmak, yıpranmak
wear off (toprağı vb) aşındırmak
wear somebody out yormak, yıpratmak (tire out)
wear somebody out yormak, yıpratmak (tire out)
wear something out eskitmek, yıpratmak
wear something out eskitmek, yıpratmak
weigh tartılmak
weird tuhaf, garip, acayip
well-behaved terbiyeli
well-built iri yapılı
What is wrong with you? Senin neyin var?
wide-awake uyanmış, açıkgöz
widely – broadly yaygın olarak
widespread yaygın
widow erkek dul
widower kadın dul
willing gönüllü , hevesli
willingly – enthusiastically isteyerek
win kazanmak
winding virajlı yol
windy rüzgarlı
wipe down wipe off (bezle, fırçayla vb) bir zemini temizlemek
wise akıllı, mantıklı
wisely – astutely akıllıca
with a view to — mek amacıyla
with ease kolaylıkla, rahat bir şekilde
with/in respect to — nın açısından, – e bakımından (in terms of)
without delay hemen, gecikmeden ( immediately )
without doubt şüphesiz
without fail aralıksız, fire vermeden, hatasız
without regard to regardless of — e bakmaksızın, — olursa olsun
without warning ansızın, pat diye, birden bire ( all at once)
withstand karşı koymak
witty nükteli, hazır cevap
work çalışmak
work out (1) zor bir durumun üstesinden gelmek (2) problem çözmek (3) hesaplamak
worried üzgün
worthless değersiz
wring bükmek, sıkıp suyunu çıkarmak
write yazmak
yield teslim olmak, ürün vermek
You are kidding me! Benimle kafa buluyorsun! Şaka yapıyorsun!
You have got a point! Haklısın!
www.seyfihoca.com

8 Comments

  1. islamikitaplar
    Posted Ekim 15, 2009 at 12:53 am | Permalink

    teşekkürler

  2. Posted Kasım 30, 2012 at 12:22 pm | Permalink

    Great info. Lucky me I came across your blog by accident (stumbleupon).

    I’ve saved it for later!

  3. Posted Mart 20, 2013 at 2:06 am | Permalink

    thanks for your essay…

  4. Posted Mart 20, 2013 at 10:17 pm | Permalink

    this is very important article. thanks…

  5. Posted Mart 25, 2013 at 1:12 am | Permalink

    Nice article. Thanks for sharing…

  6. Posted Mart 27, 2013 at 6:37 pm | Permalink

    thanks for article.. i like it

  7. Posted Mart 30, 2013 at 9:47 pm | Permalink

    Thanks for your idea i agree with you

  8. Posted Haziran 19, 2016 at 12:04 pm | Permalink

    Harika paylaşımlarda bulunuyorsunuz teşekkür ederim


Yorum Yapın

Required fields are marked *
*
*

%d blogcu bunu beğendi: